Termessos_AĞIZ KOKUSU HASTALIKLARIN HABERCİSİ

24-03-2021 13:41
feature-top

Halitozis ya da ağız kokusu bir teşhis değil, semptomdur. Kulak burun boğaz kliniğinde sık karşılaşılan ve altta yatan bazı ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.

Özel Termessos Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Op. Dr. M. Mustafa Kılıçkaya Halitozis ya da ağız kokusunun bir teşhis değil, semptom olduğunu ifade ederek, Kulak burun boğaz kliniğinde sık karşılaşılan ve altta yatan bazı ciddi hastalıkların habercisi olabildiğini, bu nedenle tanısını koymak ve sebebini bulmanın önemli olduğunu söyledi

Ayrıca sosyal ve psikolojik etkilerinden dolayı halitozisi tedavi etmek gerektiğini söyleyen Op. Dr. M. Mustafa Kılıçkaya. “Nefes, metabolizmamızın ürettiği uçucu organik bileşiklerin yüzlercesini içerir. Nazofarinks, larenks ve akciğer kanseri gibi bazı hastalıklar bu gaz karışımını değiştirebilirler. Bu yüzden dışarı verilen gazların analizi önem kazanmıştır. Yeni teknolojiler, yeni cihazların geliştirilmesini teşvik etmişlerdir. Elektronik burun olarak adlandırılan bu aletlerle nefesin analizi, önemli non-invaziv tanısal metod haline gelmiştir. ağız kokusu, hoşlanılmayan kötü kokunun ağızdan yayılmasıdır ve geniş sosyal ve ekonomik etkiye sahiptir. Ağız kokusu hem çevredekileri rahatsız eder hem de hastayı utandırabilir, hatta hastayı anksiyeteye itebilir, öte yandan altta yatan organik bir hastalığın göstergesi olabilir. Toplumun yaklaşık %25’ini etkileyen ve her iki cins ve tüm yaş grupları için yaygın bir şikayet olan bu patolojik durum multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Genelde dental hijyenin bozuk olması, paslı dil veya periodontitis gibi ağız içi nedenler ve diğer kulak burun boğaz hastalıkları halitozisin en çok nedenleridir (%95). %5 mide-bağırsak/endokrinolojik hastalıklar ve akciğer hastalıkları ile, psödohalitozis ve halitofobia dediğimiz durumlarda ise psikiatriyle ilişkilidir. Patolojik olmayan sebeplerden dolayı ya da fizyolojik olarak da ağız kokusu olabilir; ağız kuruluğu, açlık, ağızda besin artıklarının varlığı, ilaçların çökelmesi, sigara sayılabilir. Bunlar genellikle ağız hijyenine dikkat etmekle düzelir. Psödohalitozis; ağız kokusu olmamasına rağmen, hastanın kendisinde ağız kokusu olduğuna inanmasıdır. Psödohalitozis gerçekmiş gibi tedavi edilir. Eğer hasta gerçek veya psödohalitozisin tedavi edilmesine rağmen hala kendisinde ağız kokusu olduğunu iddia etmesi durumunda halitofobia teşhisi konur. Bazı oral bakteriler tarafından volatil sülfür komponentleri dediğimiz kokulu gazların üretilmesi ağız kokusunun ana sebebi ve major bileşikleridir” diye konuştu.

Özel Termessos Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Op. Dr. M. Mustafa Kılıçkaya Ağız kokusunun nedenleri, Tanı ve Tedavisini şöyle açıkladı;

AĞIZ KOKUSU NEDENLERİ:

Halitozise sebep olan ağız içi kaynaklı nedenler arasında en çok görülen paslı dildir . Paslı dil; bakteri, deskuame hücreler ve tükrükten oluşur. Çoğu çalışmada dilin arka-sırt kısmında, koku verici/odoriferous madde üretme kapasitesine sahip, anaeroplar dahil milyarlarca bakterinin var olduğu gösterilmiştir. Ayrıca oral nedenler içinde kronik tonsillit, tonsil taşları, gingivit (dişeti iltihabı), oral kandidiazis (mantar), aftöz lezyonlar ve periodontitis, periimplantitis ve diğer lokal enfeksiyonlar, diş çürükleri, yetersiz dental restorasyon, kötü oral ve dental hijyen önemlidir. %10 burun,sinüsler,geniz,boğaz,gırtlak kaynaklı nedenler, %5 civarında ise diğer sistemlerle ilişkilidir. Anaerop bakteriler, çeşitli oral girintilere yerleşip, organik maddeleri parçalayarak ağız kokusuna sebep olan volatil sülfür komponentleri (VSCs), diaminler ve fenol salınımına neden olurlar.

Normalde tükrük, ağız kokusuna sebep olan partikülleri elimine ederek oral bölgenin temizlenmesini sağlar. Kuru ağız doğal olarak uyku esnasında oluşur ve sabah nefesine yol açar. Burun  bölgesindeki patolojiler ve genizi tıkayıcı hastalıklarda ağız kuruluğu daha çok olur.

Bazı ilaçlar direkt olarak (ağız içinde çökelti oluşturarak veya parçalanıp solunum yoluyla atılmasıyla) bazıları da ağız kuruluğuna sebep olarak (Antihistaminikler, nazal dekonjestanlar, analjezikler, diüretikler, anti-hipertansif ve antidepressanlar v.b) indirekt yoldan ağız kokusuna yol açabilir. Boyun bölgesine radyoterapi uygulanması ve tükrük bezi hastalıkları da ağız kuruluğuna yol açarak ağız kokusuna sebep olabilir. Nazal kötü koku; sinüzit, rinit gibi nazal ve paranazal enfeksiyonun belirtisidir. Ayrıca yarık dudak ve damağı olan hastalar nazal kokuya daha eğilimlidirler. Ağız içi cerrahisi ve diş çekiminden sonra halitozis gelişebilir. Bademcik taşları, koku yayan kimyasallara yol açabilen bakterilerle kaplanarak ağız kokusuna neden olabilir

Bademcikler, geniz, burun ve sinüslerdeki enfeksiyon ve kronik enflamasyonlar ağız kokusuna neden olurlar. Ayrıca ağız, burun, sinüs, geniz, gırtlak  ve akciğer kanserleri, metabolik hastalıklar, gastro-özofageal reflü, çocuklarda özellikle burundaki yabancı cisimler, atrofik rinit(ozena) da halitozise neden olabilir. Soğan, sarımsak, baharatlı yiyecekler ve bazı sebzeler fizyolojik ağız kokusuna sebep olabilir. Bu yiyeceklerin sindirilmesinden sonra uçucu gazların kan yoluyla akciğere gelip buradan atılması nedeniyle olur. Sigara ve tütün kendi hoş olmayan kokusundan ayrı olarak gingiva hastalıklarına neden olarak da dolaylı olarak ağız kokusuna neden olabilir.

TANI

Mevcut olan ilaç alımı ve sistemik hastalıklar sorgulanır. Yenilen yiyeceklerin, dental problemler nedeniyle kaç defa diş hekimine başvurduğu, varsa dental protezlerin bakımı, diş fırçalama ve diş ipiyle dişlerin aralarının temizlenip temizlenmediği, dilinin üzerini fırçalayıp fırçalamadığı sorgulanmalıdır. Tam bir klinik muayene yapılmalıdır. Halitozisin %85 sebebi ağız içinden kaynaklandığı için özellikle bu bölge çok dikkatli muayene edilmeli, özellikle dental, periodontal bölge, yumuşak damak, sert damak, ağız tabanı, tükrük bezleri ve oral bölgeye açılan orifisleri, tonsiller, dil kökü, orofarinks dikkatlice muayene edilmelidir. Dilin muayenesinde; dilde derin çatlak veya yarık, dil üzerinde kabartı veya renk değişikliği, geniz akıntısı, dilde paslanma, ağız kuruluğu olup olmadığına bakılır. Dilin üzeri kazınıp, kazıntının kokup kokmadığına bakılabilir, kazıntıdan Halitox gibi testlerle halitozis varlığı tespit edilebilir). Ağız dışı muayenede multidisipliner yaklaşımla sistemik veya spesifik organ muayeneleriyle ağız kokusunun sebebini bulmaya çalışılmalıdır. Nazal , nazofarinks, larenks endoskopik muayenesi, rutin radyolojik ve laboratuar testleri yapılmalı, gerekirse gastrointestinal endoskopi yapılmalıdır. Özellikle kan kaynaklı halitoziste kan tahlilleri faydalıdır. Gastrointestinal sistem muayenesinde; tükrük bezi hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide kanseri, mide fıtığı, bağırsak hastalıkları vb hastalıklar araştırılmalıdır. Halitozisin tanısında objektif ve subjektif birkaç test kullanılır. Yiyecek içecek endüstrisi, hava kalitesinin izlenmesi, patlayıcı ve kimyasal ajanların saptanması gibi çeşitli alanlarda kullanılan ve elektonik burun (E-nose) denilen küçük, portable, hızlı ve noninvaziv aletlerle, hastanın dışarı verdiği havanın analizini objektif olarak saptamak mümkündür. Son zamanlarda gırtlak kanserlerinde, büyümenin çok erken safhalarında hastalığın saptanmasını sağlayan çalışmalar vardır; gırtlak kanserli hastaların solunum havasındaki ethanol ve 2-butanone gibi bazı molekül konsantrasyonları önemli derecede daha yüksek bulunmuştur. Elektronik burunun, baş boyun kanserlerinin tanısında klinik kullanımları her geçen gün gittikçe geliştirilmektedir .

TEDAVİ

Hastalar, ağız kokusunu ya kendi fark ederler ya da başkalarının uyarmasıyla fark ederler ve genellikle önce anti-halitozis ürünlerden sakız, gargara ve ya şekerlemeler ile kendi kendilerini tedavi etmeye çalışırlar. Başarılı olamayınca hekime başvururlar. En sık (%85) ağız içi sebepler ağız kokusuna yol açtığı için, muhtemelen hastayla ilk olarak ya kulak burun boğaz uzmanı ya da diş hekimleri karşılaşacaktır. Halitozisi önlemek için bazı durumlara dikkat edilmelidir; sinüzit, tonsillit ve tükrük bezi hastalıkları gibi enfeksiyonlar varsa tedavi olunmalı, dişler her yemekten sonra fırçalanmalı, günde en az bir kez diş ipiyle dişler temizlenmeli, diş fırçası sık yenilenmeli, diş protezi kullanılıyorsa temizliği düzenli yapılmalı, düzenli aralıklarla kulak burun boğaz uzmanı ve diş hekimine kontrol olmalı, aşırı alkol, sigara ve kahve tüketiminden kaçınılmalı, ağızı nemli tutmak için sık sık su içilmeli, ağız kokusuna yol açabilen, yapışkan ve aşırı şekerli yiyecekler fazla tüketilmemeli, A, B, C, D vitamini ve çinko ihtiva eden yiyeceklerin alımına dikkat edilmelidir. Fizyolojik halitoziste; diş fırçalama, diş ipliği kullanımı ve paslı dilin fırçalanması gereklidir. Bazı çalışmalarda paslı dilin fırçalanmasının ağız kokusunu azaltmada en etkili metodlardan biri olduğu gösterilmiştir ancak yeterli değildir. Bazı gargaralar ve diş macunları ayrıca kullanmak gerekir. Ağız kokusuna yol açan mikroorganizma varlığından dolayı özellikle chlorhexidine ve cetylpyridinium chloride içeren antimikrobial gargara ve diş macunlarının kullanımı ağız kokusunu önemli derecede azaltma potansiyeline sahiptir. Triclosan, çinko ve hidrojen peroksit ihtiva eden diş macunu ve gargaralar da önemli derecede etkilidir. Diş eti  plaklarının ve diş taşlarının alınmasının dilin fırçalanmasıyla kombine edilmesi önemli derecede başarı sağlar. Eğer oral yaklaşımlar halitozisi azaltmamışsa o zaman ağız kokusuna sebep olan nedenin ağız dışı patolojilerin araştırılması için gastroenteroloji uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı ve eğer psödohalitozis ve halitofobia düşünülüyorsa psikiatri uzmanı değerlendirmelidir. Halitofobia ve psödohalitozis depresyonlu hastalarda birkaç somatik şikayetlerden yalnızca birisidir. Daha çok psikoz gibi mental bozuklukların bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Böyle hastalarda genellikle major trankilizanlar verilir.

OP.DR.M.MUSTAFA KILIÇKAYA

KBB UZMANI

Haber

Testisler

2021-03-04 10:00:59
Ayrıntılar
Haber

Myomlar

2020-09-16 11:11:14
Ayrıntılar
Haber

Baş Ağrısı

2020-07-06 11:14:50
Ayrıntılar